seks hikayesi seks hikayesi escort beylikdüzü beylikdüzü escort esenyurt escort avcılar escort esenyurt escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü travesti beylikdüzü escort şirinevler escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

İHTİ­YAÇ KAR­ŞI­LAN­MA­DAN SANAT OLUR MU?

Mas­low’un meş­hur pi­ra­mi­di­ni bi­li­riz: önce karın do­ya­cak, sonra gü­ven­lik, sonra aidi­yet… En te­pe­ye, ne­re­dey­se lüks bir kata sanat ve ken­di­ni ger­çek­leş­tir­me yer­leş­ti­ri­lir. Ama tarih bu pi­ra­mi­de her zaman itaat etmez. Ma­ğa­ra du­var­la­rı­na çi­zi­len hay­van­lar, savaş yıl­la­rın­da ya­zı­lan şi­ir­ler, sür­gün­de ya­pı­lan re­sim­ler bize şunu ha­tır­la­tır:

Sanat bazen ih­ti­yaç­tan sonra değil, ih­ti­ya­cın tam or­ta­sın­da doğar.

 

Ancak bu­ra­da ince bir ayrım var. Sanat doğar, evet; ama yaşar mı, sür­dü­rü­le­bi­lir mi? İşte asıl me­se­le bu.

 

Eko­no­mik şart­lar ağır­laş­tık­ça sanat önce “ge­rek­siz” ilan edi­lir. Büt­çe­ler­den si­li­nir, tak­vim­ler­den düşer, gün­dem­den çıkar. Sa­nat­çı­dan fe­da­kâr­lık bek­le­nir ama bu fe­da­kâr­lı­ğın sı­nı­rı hiç ko­nu­şul­maz. Aç kal­ma­sı, gü­ven­ce­siz ya­şa­ma­sı, “başka bir iş” yap­ma­sı ne­re­dey­se doğal kabul edi­lir. Böy­le­ce sanat, top­lu­mun ortak me­se­le­si ol­mak­tan çıkar; bi­rey­sel bir di­re­niş bi­çi­mi­ne dö­nü­şür.

 

Bizim gibi top­lum­lar­da sa­na­tı ön­ce­li­ğe koy­mak müm­kün mü, yoksa bu sa­de­ce ro­man­tik bir hayal mi?

 

Kâğıt üze­rin­de müm­kün. Pra­tik­te ise sanat ge­nel­lik­le “vakit ka­lır­sa” ya­pı­lan bir şeye in­dir­ge­ni­yor. Oysa vakit hiç kal­mı­yor. İnsan­lar yor­gun, borç­lu, en­di­şe­li. Hayat, sa­de­ce ayak­ta kalma ref­lek­siy­le ya­şa­nı­yor.

 

Bu ko­şul­lar­da sanat oku­mak, sanat yap­mak, bir in­sa­nın ya­şa­mı­nı sür­dü­re­bil­me­si için ye­ter­li mi? Açık ko­nu­şa­lım: Çoğu zaman hayır. Sanat eği­ti­mi alan genç­ler daha yolun ba­şın­da şunu öğ­re­ni­yor: Ye­te­ne­ğin yet­mez, ide­alin yet­mez; sis­tem seni des­tek­le­mi­yor­sa sanat bir geçim yolu ol­mak­tan çı­kı­yor. Bu da sa­na­tı seç­me­yi ce­sa­ret değil, risk hâ­li­ne ge­ti­ri­yor.

 

Bir de iz­le­yi­ci ta­ra­fı var. Ti­yat­ro­ya gi­de­me­yen, kon­se­re bütçe ayı­ra­ma­yan, mü­ze­yi “bir gün” diye er­te­le­yen in­san­lar… Sa­na­ta eri­şim gi­de­rek bir ay­rı­ca­lık hâ­li­ne ge­li­yor. Kül­tü­rel yok­sun­luk ses­siz­ce bü­yü­yor. İnsan­lar yal­nız­ca eğ­len­ce­den değil, ortak duy­gu­dan, dü­şün­ce­den ve yüz­leş­me­den mah­rum ka­lı­yor.

 

Biz­ler bugün sa­na­ta dair belli bir far­kın­da­lı­ğa gel­diy­sek, bunun önem­li bir ne­de­ni kendi genç­lik dö­ne­mi­miz­de sa­na­ta eri­şi­min gö­re­ce daha kolay ol­ma­sıy­dı. Öğ­ren­ciy­ken ti­yat­ro­ya git­mek, kon­se­re git­mek, sergi gez­mek; sanat ki­tap­la­rı­na, der­gi­le­re, mal­ze­me­le­re ulaş­mak “lüks” sa­yıl­maz­dı. Belki sı­nır­lı im­kân­la­rı­mız vardı ama sanat ha­ya­tın doğal bir par­ça­sıy­dı. Ula­şı­la­bi­lir­di, temas edi­le­bi­lir­di, de­ne­yim­le­ne­bi­lir­di. Bu temas, bugün hâlâ içi­miz­de ta­şı­dı­ğı­mız es­te­tik al­gı­nın, eleş­ti­rel ba­kı­şın ve sa­na­ta duy­du­ğu­muz ih­ti­ya­cın te­me­li­ni oluş­tur­du.

 

Peki bu gi­diş­le bizi ne bek­li­yor?

 

Sa­nat­la bağı kopan bir top­lum daha az sor­gu­lar, daha az em­pa­ti kurar, daha kolay ka­bul­le­nir. Hayal gücü za­yıf­lar, dil da­ra­lır, sem­bol­ler yok olur. İnsan­lar ya­şa­dık­la­rı­nı an­la­ta­maz hâle gelir; an­la­ta­ma­dık­ça da içe ka­pa­nır. Bu, sa­de­ce sa­na­tın değil, top­lum­sal ruh sağ­lı­ğı­nın da kay­bı­dır.

 

Belki de asıl so­ru­yu şöyle sor­ma­lı­yız:

Sanat bir lüks mü, yoksa in­sa­nın ayak­ta kalma yol­la­rın­dan biri mi?

 

Ekmek kadar somut de­ğil­dir belki ama ek­mek­siz­li­ğin ne an­la­ma gel­di­ği­ni, in­sa­na ne yap­tı­ğı­nı en iyi sanat an­la­tır. Tam da bu yüz­den, en zor za­man­lar­da bile sanat ya fı­sıl­dar ya da ba­ğı­rır. Sus­tu­rul­sa bile yok olmaz; sa­de­ce daha de­ri­ne çe­ki­lir.

 

Ve belki bu ya­zı­nın so­nun­da şunu söy­le­mek ge­re­kir:

Sanat, ih­ti­yaç­lar kar­şı­lan­dı­ğın­da ya­pı­lan bir süs değil; bazen ha­yat­ta ka­la­bil­mek için tu­tun­du­ğu­muz son dal­dır. Onu gör­mez­den gelen top­lum­lar, bir gün ken­di­le­ri­ni an­la­ta­cak ke­li­me bu­la­maz­lar.

Bu yazı 3600 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum